MAKALELER

En Değerli Organ

Tüm organlarımız değerlidir ve bu organların sağlıklı çalışması için sağlıklı beslenmeye ihtiyacı vardır. Dr. Emin Mindan sağlıklı beslenmenin ipuçlarını paylaşıyor.

“En değerli organımız hangisidir?” diye sorulduğunda, çoğumuz kalp veya beyin diye cevap veririz. Aslında bütün organlarımız değerlidir ve kusursuz birer fabrika gibi çalışırlar. Vücudumuzda yaklaşık 10 trilyon hücre vardır. Her hücre besleyicileri alır, ortaya çıkan atık maddeleri atar ve ait olduğu organa hizmet eder. 


Sağlıklı yaşamak için dışarıdan mutlaka almamız gereken besleyicilere elzem gıdalar diyoruz. Bunlar Su, Omega- 3 ve Omega-6 yağ asitleri, 8 aminoasit ( çocuklar için 10 ), 12 vitamin, 14 mineral ve liflerdir. Son zamanlarda sebzelerde bulunan karetenoidler ve kefir’de bulunan probiyotikler de elzem gıdalar arasında zikredilmektedir. 

Yaklaşık 5 milyon yıldan beri varlığını sürdüren atalarımız yukarıda saydığımız besleyicileri sebze, meyve ve av etiyle alıyorlardı. Kemik kalınlığı ve kemik tümörleri bakımından atalarımızla mukayese edildiğimiz zaman kemiklerimizin inceldiğini ve atalarımızda kemik tümörlerinin yok denecek kadar az olduğunu görüyoruz. 

Son yüzyılda sessiz ve yıkıcı hastalıklar yanardağ patlaması şeklinde arttı. Şişmanlık, diyabet, kalp- damar hastalıkları, kanser ve sinir sistemi hastalıkları adeta insanların kaderi haline geldi. Çocuklarda alerjik hastalıklar, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı giderek artıyor hatta MS gibi 20- 40 yaşlarında görülen hastalıklara çocukluk çağında sıklıkla rastlanıyor. 

Bu hastalıkların artmasının başlıca sebepleri beslenmemizdeki değişikliklerdir. Şekerli, unlu ve katkılı gıdaların aşırı tüketilmesi, ayçiçeği, mısırözü, soya ve margarinlerin Omega-3 / Omega-6 dengesini bozmasıdır. 

Kısaca gıda zannederek aldığımız maddeler önce bağırsaklarımızı bozdu. Bağırsak geçirgenliğini arttırdı, kanımıza karışan sindirilmemiş maddeler, ağır metaller, katkı maddeleri organlarımıza zarar vermeye başladı. 

Yukarıda belirttiğim gibi vücudumuzda 10 trilyon hücre var, bağırsaklarımızda ise 100 trilyon bakteri bizimle birlikte yaşar. Normal bağırsak florasında bu bakterilerin % 90’ının probiyotik yani faydalı bakterilerden olması gerekir. Maalesef son yıllarda şekerli, unlu, katkılı gıdalar probiyotiklerin sayısını azaltmış ve zararlı bakterileri özellikle kandida isimli mantarı arttırmıştır. Antibiyotiklerin gereksiz kullanılması da bu durumu tetiklemiştir. Modern toplumlarda ve ülkemizdeki fast food alışkanlığı sonucu bağırsaklardaki olumsuz durum yaşam kalitesini düşürmüştür. 

Kandida ağız, kulak, burun, boğaz, mide, bağırsak ve vajina gibi birçok organı etkileyebilir. Kabızlık, ishal, karın ağrısı, kolit, ağız kokusu, makat kaşıntısı, cinsel güçsüzlük, unutkanlık, depresyon, prostat iltihabı, aft, mide ekşimesi, boğaz ağrısı, gıcık öksürüğü, uyuşukluk, gece terlemesi, sivilce, kaşıntı, sinüzit, adet öncesi gerginliği, dilde yanma ve beyaz lekeler, aşırı yorgunluk, vajina iltihabı, artrit, idrar yolları iltihabı, hiperaktivite, kas ve eklem ağrıları kandida enfeksiyonuna bağlı olabilir. 

Bağırsaklarımızda Kandida’nın arttığını basit bir testle anlayabiliriz. Bir bardak içme suyuna aç karına tükürün ve 15 dakika izleyin. Eğer tükürük suyun üzerinde kalıyorsa sağlıklı bağırsak florasına sahipsiniz. Eğer tükürük dibe çöküyorsa, saçak gibi aşağıya iniyorsa, kar yağmış gibi oluyorsa veya suya rakı konmuş gibi bulanıyorsa kandida bağırsak floranızı bozmuş demektir. 

Kefir en önemli probiyotik yani dost bakterilerin kaynağıdır. En az 2 su bardağı tüketilmelidir. Evde de mayalanabilir. Ev yoğurdu faydalıdır fakat koloni yapmaz yani probiyotiklerin çoğalmasına yardım etmez. Boza, meyan kökü, şalgam ve geleneksel yöntemlerle yapılan turşular da probiyotiktir. 

Sebzeler en önemli prebiyotiklerdendir yani dost bakterileri beslerler. Sarımsak, soğan gibi sebzeler de bağısaktaki kandidaları temizlerler. Kandida enfeksiyonuna karşı yukarıdaki gıdaları fazla tüketmek gerekir. Et, yumurta, kuruyemiş ve meyve gerektiği kadar yenmelidir. Tam tahıl ve bakliyat az tüketilmeli, şekerli, beyaz unlu, katkılı yiyecek ve içeceklerden mutlaka uzak durulmalıdır. 

Doğal takviye olarak, kefir içemeyenler probiyotik kapsül alabilirler. Omega-3 herkesin alması gereken besleyicidir. Bağırsakta çözülen sarımsak kapsülleri ve çörekotu yağı kandida enfeksiyonunda etkilidir. 

Dr. Emin Mindan